Posts Tagged ‘virtual pc’

Windows Server 8 İlk İzlenimler

Written by Ertan Gülen. Posted in Private Cloud, Windows 8, Windows Server 2012

Geçtiğimiz günlerde Amerika’da düzenlenen WPC 2011 konferansı esnasında ilk kez ismi ile telaffuz edilen ve görücüye çıkan yeni server işletim sistemi hakkında elimizde çok kaynak olmasa da yenilikleri yavaş yavaş konuşmaya başlayabiliriz.

Microsoft ilk kez yeni server işletim sisteminden ismi ile bahsetti her ne kadar Windows Server 8 yazıp codename 8 diye telaffuz etseler de farklı kaynaklarda da benzer yorumlanan bu durum bence de 2012 ikinci yarısında piyasaya çıkması beklenen ürün için client tarafı ile uyumluluğu en güzel dile getirecek isimdir. Windows 8 ve Server 8 ikilisi çok büyük hamleler ile karşımıza çıkacak, bu heyecanı şimdiden yaşamak güzel :)

WPC konferansında Windows Server 8 ile ilgili olarak çok az noktaya değinilse de yapılan 2 demo bizim için çok önemliydi. Bu kısmı yorumlarken hem resmi söylemleri hem de kişisel beklentilerimi aslında aktarmak isterim.

Oncelikle konuşulması gereken nokta artık Windows 8 ile birlikte sanallaştırma hayatımızın her yerinde olabilecek. İstemci tarafında Windows 7 ile ihtiyaç halinde kullanılan Xp Mode ile sanallaştırmayı çok rahat bir şekilde son kullanıcı ortamında gerçekleştirebilirken arka planda çalışan Microsoft Virtual PC, kendi kısıtlamaları ve teknolojik imkanları çercevesinde çok dar alanda bize yardımcı olabiliyordu. Ancak; Windows 8 ile birlikte artık son kullanıcı tarafında da Hyper-V mevcut durumda olacak. Sıkı durun: Hem de Hyper-V 3.0

windows 8 hyperv

Ekran görüntüsünden de anlayabileceğiniz gibi artık tipik bir windows özelliği olarak Hyper-V Windows 8 işletim sistemlerinde kullanılabilecek. (Donanım gereksinimleri için konuşmuyorum tabiki sanallaştırma bu, oyun oynamıyoruz.)

Peki son kullanıcı tarafı işin biraz reklam tarafı yada “oyun” tarafı olabilir asıl yenilikler tabiki server tarafında gelecektir. Şimdi onlardan bahsedelim:

Hyper-V 3.0 ile Neler Yeni:

1. Sanal makine başına 1 TB RAM (vSphere 5.0 ile de 1 TB Ram per Vm ama 90k$ lisans maliyeti ile kullanabilme imkanı var)

2. Sanal makine başına 16 + core desteği (16+ kaç çekirdek yapar inanın bilmiyorum)

3. Sanal SAN mimirisi (WWN adresleri de artık sanal)

4.Geliştirmiş Sanal disk mimarisi (.vhdx uzantılı dosyalar ile 16 TB’lık diskler)

Burada ufak bir parantez açmak gerekirki NTFS, 2 TB desteklerken 16 TB’lık tek disk dosyaları demek aklıma direk yeni bir dosya sistemi mi geliyor sorularını getiriyor ki ismini de zikredelim: Protogon)

image

5.Hyper-V Replika (Sanırım en büyük yenilik diyebiliriz). Yazının sonunda linkini paylaşacağım video’da 37. dakikadan sonrasında bir demosunu görebileceğiniz Hyper-V Replika çok basit bir açıklama ile, çalışan bir sanal makinenin çalışırken live migration ile farklı bir hosta taşınması gibi farklı bir coğrafi lokasyona yada site’a taşınması anlamına geliyor. (Back-up yazılımları bunu 15. dk’da bir yapabiliyor, replikasyon yazılımları ise bir çuval para istiyor ve anca yapar gibi yapıyor) (En kısa sürede bir demo videosunu çekip sizlerle paylaşacağım – kendime sponsor remote site arayışlarım devam ediyor, destek olmak isteyen var mı?)

Şimdilik bu nadide 5 yeniliği paylaştıktan sonra yorumlarımıza devam edelim. Ancak unutmamak gerekir ki Eylül 2011’de yapılacak Build Konferansında asıl bombalar patlayacak, (ve sanırım ilk resmi demolara o zaman erişebileceğiz.) şuan için sadece yüzlerce yeni özellik var diyerek 16 çekirdek ile çalışan SQL Server demosu yapmak ve Replika’yı göstermekten öte gitmiyorlar.

Microsoft’un sanallaştırma üzerinden vizyonunu sanırım bilmeyeniniz yoktur. Özel bulutlar ile (private cloud) firmaların kritik iş yükleri de dahil olmak üzere (SQL, Exchange, SAP CRM vd.) tüm altyapısını sanallaştırmayı planlayan Microsoft bu yolda Hyper-V 3.0 ve tabiki System Center 2012 ürünleri ile birlikte amacına çok yaklaşmış olacak. Vmware vSphere 5.0’ı lanse ederken Private Cloud üzerinden lanse etti, aslında bu iki dev oyuncunun (Gartner’a göre x86 sanallaştırma piyasasının en büyük iki lideri) buluta doğru yönelmeleri yeni değil fakat her yeni ürün bulut bilişimi istesek de istemesek de çok daha yoğun bir şekilde hayatımıza sokuyor. Bilhassa özel bulut mimarisini..

WPC’de yapılan demoda özellikle SQL sunucusunun kullanılmış olması aslında manidar bir seçim, çünkü SQL gerçekten firmalardaki en ağır iş yükünü kaldıran sistemlerin başında gelir. 16 çekirdek ile (neredeyse %100 iş yükü) çalışan bir sanal makineyi uzak ofise taşımak (ve tabiki çalışırken) şuan için benzeri olmayan bir teknoloji (SRM 5.0 mı? Sanırım videoyu hala izlemediniz..)

Son söz olarak yorumun yorumunu yapalım:

Bugün için gelecek çok “bulutlu” gözükse de bu “bulut”lar bizim için karanlık değil IT sektörünün aydınlık ve aşırı yenilikçi günlerini işaret ediyor. Hyper-V 3.0 eğer düşünüldüğü (ve arzu edildiği) gibi çıkarsa karşımıza, daha önce de bahsettiğim kendi ayağına sıkan VMware karşısında bugüne kadar hiç olmadığı kadar güçlü olacaktır. Şuan okuduğumuzda komik gelse de mevcut şartlar bozulmadan devam ederse Türkiye’de 2 yıla kalmaz x86 sanallaştırma pazarının yeni liderinden ilk bahseden yazılardan birini yazdığım için kendimi çok özel hissedeceğim.

Hyper-V 3.0 ve diğer Server 8 bilgileri için 37. dakika ve sonrası ama yok ben tüm Microsoft gelecek planlarını merak ediyorum diyorsanız buyrun video link: http://digitalwpc.com/Videos/AllVideos/Permalink/3cb3788c-5c47-4b9e-987c-0dec4194058b/#fbid=6EwKg1fyppg

ESX Mimarisine Genel Bakış

Written by Ertan Gülen. Posted in Sanallaştırma, vSphere

Vmware’in sanallaştırma platformalarında tarihsel olarak yaşadığı değişimlerden ve bu değişimlerin sebeplerden bahsetmeyi planladığım bu yazıda VMware GSX’den vSphere 5.0’a kadar olan sürecte altyapı tasarım farklılıkları ve sebeplerine değineceğiz.

Aşağıda görselde de fark edilebileceği gibi aslında altyapı mimarisinde 3 farklı tasarım mevcut. esx_mimari_tarihsel surec

1. İlk olarak 2001 yılında bir uygulama olarak tasarlanıp çalışan GSX Server karşımıza çıkıyor. Mevcut bir Windows yada Linux işletim sistemi üzerine kurulan bu uygulama sayesinde sanallaştırma yapılabiliyordur. Bare metal olmayan bu sanallaştırma mimarisi günümüzde de hala kullanılmakta, bir kaç örnek vermek gerekirse MS’in Virtual PC uygulaması, Sun’ın Virtual Box uygulaması ve VMware Workstation uygulamaları bu kategori için bilinen örnekler olabilir. Genellikle günümüzde test ve geliştirme ortamları için tercih edilmekle birlikte tarihsel süreçte evrilerek Windows 7 içerisinde XP Mode olarak gerçekten çok yararlı bir şekilde karşımıza da çıktığını unutmamak lazım. Ancak söylemeden geçemeyeceğimiz bir noktada şu ki bu tür uygulama ile sanallaştırma teknolojisi kullanıldığında mevcut altyapı icin kullanılan işletim sistemi (Linux yada [ki çoğunlukla] windows) de belirli kaynak tüketir ve belirli güvenlik ve yönetim riskleri taşır, daha çok test yada geliştirme ortamlarında tercih edilme sebebi de budur, çalışan işletim sisteminde donanım kaynaklı bir hata sanallaştırma platformu ne olursa olsun haliyle tüm yapıyı etkileyecektir ancak çalışan işletim sisteminde (sanallaştırma uygulamasının üzerinde çalıştığı sistem) güncelleme yada farklı bir uygulama sebebi ile oluşan hata tüm sanallaştırma platformunu da olumsuz etkileyecektir.

2. 2003 yılı itibari ile artık bir işletim sistemine bağımlı olup bu kaynak tüketim sorunlarını aşmak adına ESX bare metal bir sanallaştırma platformu olarak (hypervisor) karşımıza çıktı. Bu kez tasarımda ciddi farklılıklar mevcuttu, donanım üzerine kurulum işletim sistemi aslında sadece sanallaştırma için özelleştirilmiş olan bir Linux çekirdeğiydi, üzerine scriptler koşturulabilir ve ek uygulamalar geliştirilebilirdi. Service Console sayesinde klasik bir Linux işletim sistemi olarak kontrol edilebilir ve konfigure edilebilirdi.

İyi miydi? Evet iyiydi ama hala güvenlik açısından hala yönetim açısından bazı zafiyetleri vardı, örneğin büyük bir işletim sistemi olarak karşımıza çıkıyordu ( 2 gb footprint milyonlarca satır kod.) ve bu da bizim için ne kadar satır kod o kadar saldırılabilecek alan mantığı ile güvenlik sorunu oluyordu. Güncelleme kısmını unutmak mümkün mü? Kod satırı arttıkça güncelleme ve yamalama ihtiyacı da artmaktaydı tabiki.

Ancak bu tasarım bence bir kilometre taşıydı çünkü sanallaştırma için altyapı yine sanallaştırma ürünü olarak lanse edilmişti. Önemliydi zira sanallaştırma altyapısı sadece sanallaştırma yapıyordu artık. Eksileri ise tabiki linux üzerinde olmasıydı (yönetim açısından konuşuyorum, linux’un genel tartışması şeklinde değil) bu kısımda da çözüm olarak artık istemci tarafından yönetim kavramı karşımıza çıktı ki profesyonel anlamda bir ürün kullanıldığını anlamamıza da yardımcı oluyordu Gülümseme Bir diğer eksisi ise kurulumların uzun sürmesi ve zahmet vermesiydi. işte böyle bir sıkıntı yeni ihtiyaç olarak algılandı ve:

3.2007 yılında ESXi mimarisi tasarlandı. Klasik ESX mimarisinden farkları nedir diye sormak burada tasarımın da temel noktalarını bize çok net gösterebilir. ESX dediğimiz gibi linux işletim sisteminin sanallaştırma için optimize edilmiş ve tekrar derlenmiş haliydi fakat hala içinde sanallaştırma için gerekmeyen o kadar çok bileşen vardı ki.. Hem yüksek güvenlik isteği hem de daha hızlı kurulum kolay yönetim gibi arzular, ESX’in çalıştığı ortamı yani linux çekirdeğini küçültmeye sadece sanallaştırma altyapısı için çalışıcak minimal boyuta düşürmeye giden yolda önemli oldu. Nihayetinde 2007 yılında ESX ile aynı kodu kullanan ama sadece ihtiyaç duyulan satırların derlendiği ve 110 MB gibi bir boyutu olan ESXi ortaya çıktı. Donanım üzerinde artık sadece sanallaştırma çekirdeği çalışır oldu ve VMware kendine o kadar güvenir bir hal aldı ki bu çekirdeik için hypervisor yerine VMvisor demeyi daha uygun buldu. Yine bare metal bir sanallaştırma seçeneği olarak sunuldu ve 2011 yılına kadar klasik çekirdek klasik ESX ile birlikte alternatif olarak sunuldu. vSphere 5’in lansmanı ile anladık ki bundan sonra çıkacak tüm sanallaştırma platformları sadece bu özel ve küçük çekirdek üzerinde çalışacak ve ESX mimarisi de GSX gibi tarihe gömülecek.

Meraklısı için ufak bir not; ESX ile ESXi arasındaki farklar:

İki ürün de aynu çekirdek üzerinde endüstri standardı sanallaştırma çözümleri sunmakta ve aynı performans ve genişleyebilirlik seçeneklerine sahip.Ancak fark yönetim kısmında karşımıza çıkıyor. ESX, linux komutları ile service console üzerinden yönetilebilirken, ESXi yönetimi için ise vCLI ve PowerCLI adlı bileşenler ile scripting uzak bilgisayardan yapılır oldu. Yani komutlar ESX’de server üzerinde yazılıp çalıştırılırken ESXi’da uzaktan yazılıp serverda çalışır oldu. Bunun sebebi ise ESX içinde 2 GB yer kaplayan Red Hat Enterprise Linux tabanlı olan service console’un artık olmamasıdır.

Bir diğer fark ise tabiki boyut ile alakalı olarak güvenlik kısmı, disk üzerinde kapladığı yeri düz mantık kod satır sayısı olarak düşünürsek artık ESXi üzerinde hata oluşturacak yada saldırıya açık olabilecek alan ciddi anlamda azalmış oldu, bir diğer balış açısı ile bu noktayı daha az güncelleme ve yama olarak da telaffuz edebiliriz.

Server 2008 Yenilikleri

Written by Ertan Gülen. Posted in Windows Server 2008

Microsoft’un server işletim sistemlerinde piyasaya sürdüğü son ürünü olan Server 2008, Server ailesinin NT’den beri geldiği noktayı bize gösterirken, yenilenmiş güvenlik ve yönetim özellikleri ile bilişim yöneticileri açısından işi bir keyfe dönüştürüyor.

New Bitmap Image

Windows 7 XP Mode

Written by Ertan Gulen. Posted in Sanallaştırma, Windows 7

Microsoft sanallaştırma pastasında sahip olduğu dilimi büyütmek için elinden geleni yapıyor. Windows 7 ile birlikte artık sanallaştırma evimizdeki bilgisayarlarımıza da bulaşıyor. Microsoft’un Vista ile yaşadığı program-işletim sistemi uyumsuzluğu Windows 7 ile ortadan kalkıyor. Microsoft yeni gözdesi olan Windows 7’nin içine Virtual Pc altyapısı ile sanal bir Xp kurarak program uyumsuzluklarını ortadan kaldırmayı hedefliyor. Ancak bu haberi duyup hemen sevinmeyelim çünkü Xp Mode kurulumu için hatrı sayılır bir donanım gereksinimi var: İşlemci: En az 1 GHz 32-bit / 64-bit  ( Intel VT teknolojisi destekli olmak zorunda) Ram: En az 1.25 GB; 2 GB tavsiye edilen Hard Disk: En az 15 GB boş hard disk alanı İşletim Sistemi: Aslından en hayal kırıklığı yaratıcak olan adım burası Xp Mode sadece Windows 7 Enterprise, Windows 7 Professional ve Windows 7 Ultimate ile çalışıyor.

Windows 7 Sanal Disk (VHD) Desteği

Written by Ertan Gulen. Posted in Windows 7

Sanallaştırmanın günümüz şartlarında bilişim sektöründe önemli yer aldığını artık kimse inkar edemez. Microsoft da elinden geldiğince Sanallaştırma furyasına katılıyor. Virtual Pc, Hyper-V derken Microsoft Windows 7 ile sanallaştırma teknolojisini artık evlerimize sokuyor. Bilindiği gibi Windows 7 Xp Mode ile kullandığımız işletim sistemi içinde sanal bir Xp kullanabiliyorduk. Microsoft için sanallaştırma bununla sınırlı kalmıyor ve Windows 7 ile karşımıza Sanal disk desteği çıkıyor.

Windows 7’nin yeniliklerinden biri olan Sanal disk desteği ile vhd uzantılı disk dosyalarımızı artık taşıyabilir ve farklı bilgisayarlarda rahatlıkla kullanabiliriz.